Neriman’ın hikâyesi, 7 yaşında başlayan ve 23 yaşına kadar devam eden uzun bir eğitim mücadelesiydi. Sanki bu yetmezmiş gibi, ardından üç yıl boyunca yüksek lisans için çabaladı. Dışarıdan bakan biri için fazlasıyla eğitimliydi. Daha ne yapabilirdi ki? Saygın bir mesleği vardı, herkes imrenirdi. Üstelik tüm bu süreç, onun genel kültürünü ortalamanın çok üzerine taşımıştı.
Ama takvimler onu 40
yaşının ötesine taşımışken, hayatına şöyle bir baktığında ortada garip bir
boşluk olduğunu fark etti. Ne bir evi, ne bir arabası, ne bir yatırım mülkü…
Hatta ustalıkla yaptığı bir iş bile yoktu.
“Bunca yıl ne yaptım ki ben?” diye sordu kendi kendine.
Kirasını
karşılayamayacak durumda olduğu için hâlâ annesinin evinde yaşıyordu.
“İyi ki annem var…” diye mırıldandı. “Ya bu evi zamanında almasaydı…
Hayatım nasıl olurdu, düşünmek bile istemiyorum.”
Peki ama onu bu
noktaya getiren neydi? Eğitim, yıllar, çaba… Bunlar neden hiçbir şey için
yeterli olmamıştı?
Geçmişini
düşündüğünde, kırk yılın yarısından fazlasını aslında artık yapmak istemediği
bir mesleğe harcadığını fark etti.
“Peki onun yerine ne yapabilirdim?” diye geçirdi içinden.
Bir dil
öğrenebilirdi…
Hobi olarak gittiği terzilik, takı tasarımı veya yemek kursunda kendini
geliştirebilirdi…
Yatkınlığı olan sporda ustalaşabilirdi…
Veya spesifik bir konuda her ay kitap inceleyerek bir uzmanlık alanı
oluşturabilirdi…
Ama içi buna da
elvermiyordu:
“Hiçbir şey için geç değil.” cümlesini kendine tekrar edenlerden olmak
istemiyordu. Bazı şeyler için gerçekten geç kalınmış olabilirdi.
Melankoliye kapılmamak için mırıldandığı şarkı bile yetmedi:
“Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler…
Şimdi bana yeniden bir ömür vadetseler…”
Ama şunu net bir
şekilde anlamıştı:
Bir insanın hayatta mutlu ve başarılı olabilmesi için, neyi neden seçtiğini
çok iyi bilmesi gerekir.
Her seçim bir vazgeçiştir. Ve insan, bugün geçmişte yaptığı tercihlerin
sonuçlarını yaşar.
Dünü değiştiremezdi.
Ama bugünden itibaren çok daha bilinçli seçimler yapabilirdi.
Hayatının bir kez
daha bir deneme–yanılma tahtasına dönüşmesini istemiyordu. Kendini daha en
başta çok zorlamak da istemiyordu. Bu yüzden en çok deneyim sahibi olduğu ve
içtenlikle sevdiği alana yönelmeyi düşündü:
Sağlıklı beslenme ve yaşam.
Bu konuyla yıllardır
ilgileniyordu. Araştırıyor, deniyor, öğreniyor… Belki bunu derinleştirerek bir
üretime dönüştürebilir, hatta satarak para kazanabilirdi. Ama önce küçük
adımlar atmalıydı. Bu defa aceleye yer yoktu. Önce araştırma, sonra planlama…
Bilgisayarının açma
düğmesine bastı. Cihaz açılırken, bir yandan da çok sevdiği bakır çaydanlığında
çayını hazırladı.
Ve şimdi hazırdı.
Bir yudum sıcacık çay…
Bir yudum taze umut…
Neriman, yeni
hayatının ilk adımını atmıştı.
""Deneyimsel Tasarım Öğretisi" insanın amacını amaç edinen gerçeklik ilmidir. İnsanın daha mutlu ve başarılı olması için deneyimlerden yola çıkarak, stratejiler üreten bir öğretidir.
“İnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi... Aynada ki kişi...Tek başına neler yapabileceğini keşfet;"
Yahya Hamurcu

0 Yorumlar