“Beraat ettin artık serbestsin!” diyerek seslendi gardiyan…
Aylardır
hapishanede bugünü bekliyordu. Kızını ve oğlunu çok özlemişti. Eşinin o güzel yemekleri,
arkadaşlarıyla akşamları iki çift laf etmek burnunda tütüyordu... Çalıştığı iş
yerindeki arkadaşlarını, işine yetiştirebilmek için sabahları yaşadığı o
telaşı, hatta telaşın verdiği stresi dahi özlemişti...
Bir
suçluydu ve ailesinin yanına gidip çocuklarının gözlerinin içine bakacaktı. Herkes ona suçlu ve tehlikeli muamelesi
yapacaktı. Sadece içeri girenler mi suçluydu gerçekten? Ya da dışardakiler
suçsuz mu?
Patronu
ile kavga etmiş onu tartakladıktan sonra, ev sahibinin kirasını ödeyemediği
için bu cezayı çekmişti. Halbuki o zamanlar ne kadar da çok “boğuluyorum artık
nefes alamıyorum, bu hayat bir hapis hayatı… Köle miyiz biz sürekli çalışıyoruz”
deyip duruyordu. Hapiste geçirdiği günler sonrasında aslında hayatının bir hapishane
olmadığını, şükretmesi, mutlu olması, sevinmesi gereken ne kadar çok şey
olduğunu fark etti. Eğer çaba göstermiş olsaydı patronuyla arasını düzeltebilir
daha iyi bir ilişki kurabilirdi. Ev sahibiyle de iyi geçinebilir, kirasını da
ödeyebilirdi. Fakat onu her şey o kadar boğmuştu ki çözümden uzaklaşmıştı. Özgür
olmadığını iddia ediyordu kendince. Ancak gerçekte hiçbir şey için yeterince çaba
göstermemişti. Karşısına geçen her şeyi vurup kırıp geçmişti. Eve geldiğinde
çocuklarının ve eşinin ihtiyaçlarını yeterince karşılayamıyor olması ona çok
ağır geliyordu. Tüm bu sorumluluklara yetersiz kaldıkça sürekli isyan ediyordu.
Ta ki olaylar çileden çıkıp hapse girecek kadar büyüyene kadar…
Dört
duvar arasında kaldıkça; deniz kenarında yürüdüğü günleri, yediği balık ekmeği,
martıların, kuşların seslerini, çocukların parktaki o rahatsız edici
bağrışmaları dahil her şeyi özlemişti. Ağaçların rüzgâr estiğinde çıkardığı o
melodiyi, hapse düşünce fark etmişti. Büyük sorunlar ve dertler olarak gördüğü
her şeyin aslında bu kadar içinden çıkılmaz bir dert olmadığının farkına
vardığında artık çok geçti.
Şimdi dışarı çıkıyordu ve yeni bir hayat için yeni bir fırsatı vardı. “Bu fırsatı değerlendirmeliyim.” dedi kendi kendine… Sonra bir köşeye çekilip içinden dua etmeye başladı. “Bundan önce yapmış olduğum hiçbir şeyi inşALLAH yapmayacağım, tövbe ettim umarım tövbem kabul olur. Rabbim verdiğin her şey için ve vermediklerin için de sana şükürler olsun. Eğer ben bu sıkıntıyı yaşamasaydım verdiğin şeylerin kıymetini hala anlamamış olacaktım. Yaşadığım bu sıkıntıya da şükürler olsun” dedi. Ranzasına uzanmış heyecanla ailesine kavuşacağı anı hayal ediyordu. Ama bir yandan da düşünmekten kendini alamıyordu.
Hapisten
tekrar normal hayata dönme fırsatı vardı. Bu fırsatı çok iyi
değerlendirmeliydi. Bunu biliyordu. Hiç kolay olmayacağını da biliyordu. Çünkü
ayrıldığı ailesi ve ortamı da çok değişmişti. Onlar da yalnız kalmıştı.
Babaları hapiste olan gençler arasına girmişlerdi. Kim bilir ne zorluklardan
geçmişlerdi. Belki de her zorlukta ona çok kızmışlardı. Tüm bunları yeniden
kazanması zaman alacak ve şimdi daha da sabırlı olması gerekecekti.
Aslında
her yeni gün, her saat, her dakika, her an insana yepyeni bir fırsattır.
Bir daha tekrarı olmayan bir ikramdır. İnsan hata yapabilen bir canlı. Ancak
çözüme odaklanmamak ve problemleri gözünde büyütmek insanı gelecekte daha da
yorucu bir yere vardırıyordu. Şimdi anlamıştı hatasını da sabırsızlığını da.
Biraz pahalıya patlamıştı ama çok şükür anlamıştı. Ya hala anlamasaydı ve
diğerlerini suçlasaydı?
İnsanı
diğer canlılardan ayıran en temel özelliği pişman olabilmesi değil miydi?
Deneyimsel Tasarım Öğretisi der ki; “Zaman varsa hala umut var.”
""Deneyimsel Tasarım Öğretisi" insanın amacını amaç edinen gerçeklik ilmidir. İnsanın daha mutlu ve başarılı olması için deneyimlerden yola çıkarak, stratejiler üreten bir öğretidir.
“İnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi... Aynada ki kişi...Tek başına neler yapabileceğini keşfet; Yahya Hamurcu“


8 Yorumlar
Başımıza gelen her sıkıntıyı olumsuzluk olarak görmemek gerekiyor. Hayatın kıymetini güzel anlatmışsınız👏🏻
YanıtlaSilSadece ceza elindekileri değil oraya onları nasıl sürükleyenler önce ceza alması gerekir Rabbım herkesi berata erdirsin
YanıtlaSilTeşekkürler ederim güzel anlatıldı yazıda katılıyorum yapılan hatalari değiştirmek çok zordur....
YanıtlaSilUmut edenlerden olabilme idraki versin Allah herkese. Elinize emeğinize sağlık...
YanıtlaSilSondaki soru o kadar önemli ki. Kaleminize sağlık. İnsan hatalarını kabullenmeden hayatı çözemiyor....
YanıtlaSilZaman varsa ,umut var ….
YanıtlaSilYaşayan bilir derler ya hep . İnsan bazı şeylerin değerini yaşamadan yada kaybetmedende anlayabilmeli.
YanıtlaSilZaman çok ama değerlendirme kısmında insan çok eksik.Düşündüren yazınız için teşekkürler:)
YanıtlaSil