Renkli Pabuçlar


Güneş tüm parlaklığı ile etrafı aydınlatıyorken Elif okula gitmek için uyandı.Yeni bir haftaya başlıyordu. Bu yıl 6.sinifa geçmişti.  Tatil biter bitmez annesiyle okul alışverişi yapmıştı.  Ayakkabı, çanta, defter ,kalem, beslenme çantası, okul forması diye liste uzayıp gidiyordu.  Elif ‘in hayatı alışveriş listeleri ile doluydu zaten. Alışveriş listesi yapmayı pek severdi. Hazırladığı listeleri buzdolabına yapıştırırdı. Eğer aklına bir şey gelirse tekrar listeye yazardı. Çünkü onun için her şey tam olmalıydı. Yalnız bir konuda ailesi ile sıkıntı yaşıyordu. Elif’in anne, babası ihtiyaç duymadıkları şeyleri almayı pek sevmezlerdi. Elif ise her beğendiğini almak istediği için ailesi ile sürekli çatışırdı. Genelde gidilen alışverişlerin sonunda Elif eve mutsuz dönerdi.

Okul alışverişi sırasında babası listede yazılan ne varsa almıştı.  Ama Elif gördüğü akıllı saati pek beğenmişti. Babasından almasını istemişti.

Bu senin yaşın için şu an erken bir şey. Hem ben kolunda elektronik bir şey takmanı istemiyorum kızım. Bu sana zarar verir. Cevabı karşısında Elif kaslarını çatmış, ağlamaklı bir  şekilde :

‘Ama baba bütün sınıf arkadaşlarımda var. Benim neden olmasın ki ?’

‘Kızım herkes de olması demek sende de olacağı anlamına gelmez ki... Hem buna gerek yok zaten . Listede başka alacağımız kalmadıysa eve dönebiliriz.’

Nihayet eve geldiklerinde Elif direk odasına geçti.  Yatağına uzanıp ağlamaya devam etti.

Neden benim istediğim şeyler alınmıyor? Herkesin anne babası alıyor akıllı saati. Benim neden olmayacak ki?

Ağlama sesi salona kadar geliyordu. Annesi Elif’in yanına gitmek istese de eşi:

Boş ver Nazan. Her istediğinin olmayacağını anlasın. Sen yanına gidince daha çok ağlayacak. Biraz, odasında kalsın. Birazdan gelir yanımıza zaten.

Tam o esnada kapı çaldı gelen Elif in dedesiydi.

Nazan kapıyı açmaya giderken Elif çoktan odasından çıkmış kapıyı açmıştı bile.

"Hoş geldin dede" dedi ağlamaklı sesi ile.

"Hoş bulduk, güzel torunum." diyerek torununa sımsıkı sarıldı Hasan Bey.

"Dur bakayım sen ağladın mı yoksa?"

"Evet dede."

"Neden Elif`im?"

"Çünkü babamla okul alışverişine gittik ama o bana akıllı saat almadı dede."

"Yaaa bak sen şu işe. Çok mu üzüldün?" Diye sordu dedesi.

"Evet dede."

"Ya bir saat için değer mi? Gözyaşlarına yazık. Bak ben sana ne anlatacağım."

Dedesi ona ikram edilen çaydan bir yudum alıp, kendi  hikayesini anlatmaya başladı.

"Çoook ama çok eskiden bende senin gibi okula giderdim. Benim babam hayvancılıkla uğraşırdı. Okuma yazma öğrenmiş daha sonra da okula devam edememiş. O yüzden bizlerin okumasını çok isterdi. Ama paramız çok azdı. Sekiz kardeş olunca, bir de babaannem ve dedemde bizimle yaşadığı için evde on iki kişiydik. Zavallı anam, sabah gün doğmadan tarlaya gider, eve gelir akşama kadar sofra kurar, kaldırırdı. Babaannem sürekli hastaydı. Hep yatardı. Anacım da onun hizmetini eder,sonra yine evin işine devam ederdi. Ineklerin sütünü sağar yağ ve peynir yapardı. Bizde iki kardeşim ve babamla çarşıya onları satmaya giderdik. Bir gün yine hazırlandık çarşıya gittik. Okulların başlamasına da az bir vakit vardı. Bizim tabi sizin gibi ayakkabımız yok. Siyah lastik giyerdik."

"Nasıl yani dede? Ayakkabın yok muydu senin?"

"Evet yoktu. Bizim kara lastik dediğimiz pabuçlarımız olurdu. Neyse çarşıya gittik yine. O gün karşı tezgahta ki Bekir Amcanın yeni gelen malları dikkatimizi çekti. Biz kendi tezgahımızı unuttuk ,doğru Bekir amcanın tezgahına gittik. 

Bekir Amca bunlar nedir? Diye sorduk.

Uşaklar bunlar yeni pabuçlar, dedi .

Ama Elif bir görmelisin bizi. Nasıl heyecanlandık, nasıl da hoşumuza gitti pabuçlar. Ama tabi ki paramız yoktu. Babamızın durumunu biliyorduk.   Üstelik bunlar renkli diye daha da pahalıydı. O yüzden babamıza almasını söyleyemedik. Kardeşimle bir anlaşma yaptık. Pazardan dönünce babam bize de çalışmamızın karşılığı harçlık verirdi. O harçlıklarını biriktirecektik. Önce kardeşime sonra bana renkli pabuçlardan alacaktık. Gel zaman ,git zaman bizim bir çift renkli pabuç almak için paramız oldu. Yine çarşıya gittiğimiz gün hemen Bekir Amcanın yanına gittik. Kardeşim mavi renkteki pabuçları beğendi. Büyük bir gururla parasını verdik ve kardeşim yeni pabuçlarını giydi. Sevinçten havalara uçtu kardeşim.  Derken bizim oralarda hastalık zamanı ne doktor, ne ilaç bulunur . Kardeşim de ne olduğunu anlamadığımız bir hastalıktan vefat etti." Elifin dedesinin gözleri doldu, sesi titredi.

"Çok üzüldün mü dede?" diye sordu Elif

Çayının son yudumunu içerek dedesi anlatmaya devam etti.

"Üzüldüm tabii üzülmez mi insan? Ahmet benim hem kardeşim hem arkadaşımdı. Neyse  bir gün  yine babamla çarşıya giderken:

Hasan bak arkadaşlarının hepsi renkli pabuç aldı. Gel sana da bir çift alalım dedi.

Yok baba istemem dedim. Çünkü o pabuçlar bana hep kardeşimi hatırlatırdı. O yüzden ben siyah lastiklerimle devam ettim okula. Diyeceğim o ki güzel kızım insan her şeyi tam olsun, eksiksiz olsun istiyor . Bende kardeşimle renkli pabuç giymek ,okula beraber gitmek istedim . Kardeşim varken, pabuç alacak param yoktu. Param varken kardeşim yoktu. Hayat bir şeyleri eksik bırakıyor sen ne kadar tamamlamaya çalışsanda...  Bak baban ev almak istedi ama arabasını sattı. Annen eve yakın bir iş te çalışmak istedi. Ama maaşı daha az oldu . Her zaman bir şeyler eksik olur . Bu eksiklik insanı zayıf düşürmez aslında. Aksine daha da güçlendirir.  Çünkü insan eksik olduğu konuda açlık duyar ve açlık insanı diri tutar. Sende bu isteğin için bu yıl derslerinde başarılı ol belki baban sana bir sürpriz yapar. Ne dersin?"

  ""Deneyimsel Tasarım Öğretisi" insanın amacını amaç edinen gerçeklik ilmidir İnsanın daha mutlu ve başarılı olması için deneyimlerden yola çıkarak, stratejiler üreten bir öğretidir. 

 "Kim Kimdir" ile başlayan, "İlişkilerde Ustalık" ve "Başarı Psikolojisi" ile devam eden programları; insanların kendi dünlerine göre daha mutlu ve daha başarılı olmalarına katkı sağlar. 

 “İnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri, en büyük dostu ve düşmanı hiç  değişmedi... Aynada ki kişi...Tek başına neler yapabileceğini keşfet; Yahya Hamurcu

Yorum Gönder

10 Yorumlar

  1. Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık...

    YanıtlaSil
  2. Acliklarimizi doğru yere yerleştirmek aslında hayatımızı nasil yasayacagimizi belirliyor. Emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
  3. Kaleminize sağlık.toplum olarak çok ihtiyacımız var bu bilgilere.çocuklarimiza yokluk yaşatmıyoruz.Hic bir şeyin kıymetini bilmiyorlar...

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel bir yazı…okurken gözlerim doldu…

    YanıtlaSil
  5. Ellerinize sağlık 🌸

    YanıtlaSil
  6. “İnsan eksik olduğu konuşa açlık duyar ve bu da onu diri tutar.” Çok güzel bir yazı elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  7. Çok güzel bir yazı çocukları bazen eksik bırakmak gerekiyor

    YanıtlaSil
  8. Çok güzel bir yazı olmuş. Ağladım yaaa🥹

    YanıtlaSil
  9. elinize sağlık

    YanıtlaSil
  10. Çok içli bir hikaye. Ama gerçek. Eski insanların yaşadıkları çok acılar var ama kendileri acı değiller, yine de mutlular. Hiç bir zaman dört dörtlük bir hayatımız olmayacak, dört dörtlük bir iş, bir eş, bir ev. Herkesin bir odası eksik. Ama biz hayatımıza devam etmek zorundayız. O eksikler bizi tamamlıyor çünkü. Toparlanmaya giden yoldur onlar.

    YanıtlaSil